Havanda Su Dövelim Taa Ki Rüzgar Bizi Yıkana Kadar

Rüzgara yenik düştük … Deli gibi esiyordu.  Motorun sesi bir yere, rüzgarın uğuldayan gümbürdeyen sesi adeta kulaklarımızı sağır etmişti.  Motorsikletin hoperlöründen gelen ses bile yok olmuştu, kaybolmuştu… Kulaklarımızın tek işitebildiği havayla karışık, karışmış derin bir uğultuydu.. Daha da başka değildi.

Rüzgarın yüzümüze yüzümüze dalga dalga hoyratça esen gücü kafalarımızı olduğu yerden çok başka yerlere götürmüştü, adeta bizi sarhoş etmeye çalışıyordu… Ama biz direniyorduk, sarhoş olmamak için direniyorduk. Rüzgarla adeta güç yarışına girmiştik. Kimiz, nerdeyiz, nereye gidiyoruz… Kimin umurunda.. Rüzgar ne kadar güçlü ve sağlam olursa olsun, biz motordan asla devrilmeyecektik, devrilmemeliydik…Devrilmedik de… Ancak bitap düşmüştük.  Motoru dinlendirmemiz, kendimizi dinlendirmemiz gerekirdi. Öyle de yaptık.  Motorsikleti durdurduk, suluklarımızdan sularımızı içtik… Rüzgara yenik düştüğümüz al al olan yanaklarımızdan belliydi, nefes nefese kalmıştık.  Konuşmakta güçlük çekiyorduk, boğazımız kuruyordu… Havanda su dövüyorduk, daha da dövecektik…. Taa ki rüzgar bizi devirene kadar, taa ki halimiz bitene kadar, enerjmiz yenik düşene kadar …

Tozu dumana katan rüzgarın haşmeti, bizi bizden almaya yetmişti… Bunca yolu motorun üzerinde değil de sanki birbirimizin sırtında gelmiştik….

IMG_1976

Verdiğimiz mola kafi gelince, “daha da dedik”.. Daha da gidelim.  Dağları, tepeleri aşana kadar…  İstanbul’dan çıktığımız yol daha uzundu siz deyin Giresun’a kadar, ben diyeyim Karacasöğüt’e kadar.  Git gidebildiğin kadar … Tekrar motorumuzun başına geçtik, kaç saat daha gittik ben hatırlayamıyorum… Tek hatırladığım pembeleşmeye yüz tutan pamuk pamuk bulutlar arasında bize sırıtan güneşti … İstikamete yaklaşmıştık geride bıraktığımız onca kilometreye rağmen, yine de gitmek istiyorduk.  Bir bu yol kadar daha, biraz daha, bir nebze daha..  Tükenene kadar, motorun gücü yetene kadar, rüzgar bizi savurana değin… Gidiyorduk da nereye gidiyorduk? Bu savaş niyeydi? Ne içindi ağzımıza, kulağımıza yediğimiz onca güçlü rüzgar… Ne içindi biliyor musunuz bu yılmayan enerjimiz…  Sanıyorum “özgürlük” hissiyati içindi, sanırım havanda su dövünme eyleminin başka bir şekliydi, sanırım çaresizliğin bir göstergesiydi, rüzgara yetişebilmenin, yetişebilmiş olmanın onu alt edebilmenin tarifsiz duygusuydu…Bu tarz bir şeydi işte … Fazla değil sadece “Havanda Su Dövdüğümüz” çoğu konu gibiydi işte… Temcit pilavı gibi.  Çözümü biliyorsun, sonucu biliyorsun ama yine de gidiyorsun peşinden…. Sanki değişecekmiş gibi, sanki farklı bir sonuca ulaşılacakmış gibi …. Sadece git gidebildiğin kadar … Yeter ki, kendini tekrarladığını anladığın an çok geç olmuş olmasın, zararın kenarından dönebilmeyi bil…  Bu yazdığım her konu için geçerli olsun…

Rüzgarla dansederken, Havanda Su Dövdüğünüzü farkettiğiniz Konuların Az Olması Dileklerimle…

Bir de sevgisiz ve aşksız kalmayın hiç, aman diyeyim ….Gönlünüzden geçen kişiyle hayat kurabilmeye şans verin… Tüm zorlukları göğüslemeye çalışın…Mutlu olabilmek adına …

*Adli Tatil Bitene Kadar İçimden Geldiği Gibi Sesleneceğim Köşemden Sizlere…

İyi Haftalar Dilerim

Saygılarımla,

Avukat / Arabulucu Gizem Tan

www.dgtanhukuk.com

gizem.tan@dgtanhukuk.com

twitter@avukatgizemtan

http://dgtanhukuk.com/blog

Vasi Atama İşlemleri ve Protokol Şartlarında Sonradan Değişim Süreci

Şöyle bir iki haftalık aradan sonra yine köşeme geri döndüm…

Bir okurum benim yaşanan son hadiselere neden köşemde yer vermediğimi sormuş ve benden savunma hakkı ve savunulma hakkından bahsetmemi rica etmiş.  İlk sorunun cevabı gayet açık.  Ben köşemde sadece hukuki konulara temas ediyorum, aksi takdirde köşe yazmamdaki amaç sapmış olur.  Onun haricinde elbetteki milli iradeden yanayım.  Milli irade her şeyin üzerindedir.  Vatan millet bölünmezdir.  Gelelim ikinci soruya, daha ileriki süreçte elbette savunma ve savunulma hakkına temas eder, nacizane yorumlarımı eklerim.

Ancak bu hafta için iki konuya temas etmek istiyorum:

1-Vasi atama işlemleri için nereye başvuruluyor ve hangi durumlarda :

Sulh hukuk hakimliklerine başvurmak gerekiyor.  Hangi haller için vesayete başvuruluyor diye sorarsanız da:

1.Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı ; burada her akıl hastalığı veya zayıflığı değil, belli şartlara tabi akıl hastalığı veya zayıflığı halinde kısıtlama gündeme gelir. Bunu kanun koyucu “ işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin” şeklinde ifade etmiştir. Yani akıl hastalığı veya zayıflığı olan kişinin kısıtlanması için 3 halden biri gerçekleşmelidir. Bu kişi ya kendi işlerini yerine getiremiyor olmalı veya bu kişiyi korumak ve bakmak için sürekli yardım gerekmeli 3.ihtimalde bu kişi başkalarının güvenliğini tehlikeye sokmalıdır.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlama halinde hakim resmi sağlık kurulu raporu alınması zorunludur.

2.Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim; bu ihtimalde kişinin kısıtlanması için kendisini veya ailesini darlık ve yoksulluğa düşürme tehlikesi ve bu yüzden sürekli korumaya ve bakıma muhtaç olması söz konusu olmalıdır. 80 yaşındaki bir kişinin artık yaşlandığını düşünüp, zor duruma düşecek olan çocuklarını düşünmeden tüm mallarını elden çok cüzi rakamlara çıkarmasında bu sebebe dayanan kısıtlama söz konusudur. Ancak burada hakim vesayet altına alınacak kişiyi mutlaka dinlemelidir. Bu ihtimalde bu kişinin kısıtlanması akıl hastalığı söz konusu olmasa bile savurganlık yüzünden söz konusu olacaktır.

3.Özgürlüğü bağlayıcı ceza; 1 yıl veya daha fazla özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanır. Süre 1 yılın altındaysa bu durumda kişi kısıtlanmayacaktır.

4.İstek üzerine; bunun için 4 ihtimal söz konusudur. Kişi yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebeplerinden birinin söz konusu olması halinde işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat ederek kısıtlanmasını ve kendisine vasi atanmasını isteyebilir. Yani yaşı oldukça ilerlemiş bir kişi akıl hastalığı veya zayıflığı olmasa da veya savurganlık sebebiyle kendisine vasi atanmasının şartları oluşmasa da işlerini gerektiği gibi yönetemiyorsa kısıtlanmasını isteyebilir. Hakim kısıtlanacak kişiyi mutlaka dinlemelidir.

BAYRAK_by_canakkale

 

İkinci temas etmek istediğim konu ise; Borçlar Kanunu ve Aile Hukuku kapsamında taraflar arasında yapılmış olan bir akitte; daha önceki şartların değişmesi ve tarafların yükümlülüklerini yerine getirememeleri halinde biz avukatların ne yaptıklarıydı….  Bu gibi durumlarda, iki taraf arasında önce uzlaşma ve arabuluculuk yönemiyle müzakere sürecine gidiyoruz; ancak beklediğimiz verimi alamadığımız hallerde mahkemeye başvurup hakimin müdahalesini talep ediyoruz.  Zira, taraflardan birinin ekonomik durumu değişmiş olabilir, ya da artık edimi yerine getirmek diğer taraf için “sebepsiz zenginleşme ya da haksız kazanç” kapsamında değerlendiriliyor olabilir.  Tüm bu durumlarda da sözleşme ve protokol şartlarında yeniden düzenlemeye gitmek hukuken mümkündür….  Bu kira kontratı da olabilir, anlaşmalı boşanma protokolündeki maddeler de olabilir…Daha ayrıntılı bilgi isteyenler bana ulaşabilirler…

Saygılarımla,

Avukat / Arabulucu Gizem Tan

www.dgtanhukuk.com

gizem.tan@dgtanhukuk.com

twitter@avukatgizemtan

http://dgtanhukuk.com/blog